Akif İn: “Bu Gemide Hep Birlikteyiz, Ama Gemi Su Alıyor!”

Ey insanoğlu,

“Topraktan geldin, yine toprak olacaksın da bu kibir, bu dünya hırsı neden?” derdi eskiden hocalar. Şimdi ne hırs kaldı ne yaşam. Zar zor geçinen bir ülke olduk. Her gün geçmiyor ki bir zam haberi duymayalım. Ama konu dar gelirli, asgari ücretli olunca binbir pazarlık; çiftçi olunca dert üstüne dert oluyor.

Peki, nereye gidiyoruz?

Biz, 100 yıllık koca devlet, bu duruma nasıl geldik?

Aslında konuyu baştan ele almak gerek, bence. Ekonomi şöyle bir kenarda dursun, ben ahlak, edep derim önce. Ülkeyi yöneten de, yaşayan da, gelip geçen de ahlak ve edep yoksa ve bunu gelecek nesillere aktaramıyorsak vay hâlimize, değil mi?

Ahlaklı çocuklar yetiştiremezsek neler olur, bir düşünün. Dindar yetiştirdik ama namaz kılan bir hırsız yok mu? Okuttuk, kültürlü yetiştirdik; okumuş bir tefeci olabilirler.

O yüzden alimlerin dediği gibi ahlak önemli. Yazılı olmayan toplum kuralları…

Dürüstlük, ahlak pahalı bir mülktür bu devirde. Herkeste ve her insanda bulunmuyor.

Dürüstlük ve ahlak, insan bedeninde ruha verilen hükümdarlıktır.

Unutmayın,

İnsanları üzdüğünüz kadar üzüleceksiniz, sevdiğiniz kadar sevineceksiniz.

O yüzden ille de edep, ille de edep.

Toplumumuz evet, eziliyor, hatta çürüyor.

Ölünce bile üç kat kefene sarılan beden, dünyada üç karış ile geziyor, değil mi?

Ey edep, ey ahlak, sen ne güzel şeysin.

Edepli insanı, ahlaklı insanı toplum sever, komşusu sever, yolda gülümsediği sever, değil mi?

Oysaki ben, bulaşıcı hastalık tebessüm değil mi? Bedenin ve ruhun sadakası tebessüm değil mi?

Yüzü gülmeyen dindar da olamaz, hacı da, hoca da olamaz; devlet adamı, memur da olamaz. Kısacası gülmeyi bilmeyen adam olamaz.

Ey insanoğlu,

Dünyevi hayatta yazılı olmayan kurallar; ahlak, edep, haya gibi senin toplumda nerede olduğunu belirler. Ne kadar paran olduğu seni ilgilendirir ama ahlak ve edepten yoksun olanlar sarayda sultan olsa ne olur?

Büyük Sultan, Peygamberimizin bile “O ne güzel komutan.” dediği Fatih Sultan Mehmet Han, ölümünden 3 gün sonra defnedildi. Bir bakın sultanın hâline. İki gün sonra bedeni kokmak üzereyken odasına girildi.

Bak ve ibret al.

İlle de ahlak, ille de ahlak.

Sen sen ol, meyletme dünya malına. Yetiştirdiğin evlatlar kâr kalır ancak yanına; yoksa ne mezarın olur ne de mezarına bir Fatiha okuyanın.

Neden edep ve ahlak? Bu hafta biraz da sen oyalan, düşün istedim.

Yoksa kime edepsiz, kime ahlaksız demek bizim ne haddimize?

Nasrettin Hoca misali, aldık bakırımızı elimize, kepçe kepçe göle maya çalıyoruz. Biliyoruz ki tutmaz ama ya tutarsa…

Edep ile yoğrulmuşsa kişinin hamuru, altın hep altın misali, zorda olsa bulur doğruyu.

Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine. Dünya hâli gelip geçer elbet. Kötü günler de biter. Her şey olacağına varacak ama unutmayın, bu gemide hep birlikte yol alıyoruz.

Dikkat etmek gerek, artık bir yerden su alıyoruz.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Bir şairin dizeleriyle bitireyim:

Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalap gönüle baktı,
Kim gönül yıkar ise
İki cihan bedbahtı.

Haftaya görüşmek üzere. Takip etmeyi ve yorum yapmayı, istediğiniz konular için dilekte bulunmayı unutmayın.

Yazar: Akif İn

Exit mobile version